YAYINDAYIZ …
YAYINDAYIZ …
Memleketimize hizmeti şiar edinen bizler daha önceden de bu hizmeti ilk olarak “Kentleşen İslâhiye” dergisi ile yayın hayatına girmiştik. Dergimiz ilçemizin sosyo-ekonomik, kültürel nabzını Ankara bağlantılı tutmuştu. Gerek ilçemiz ve Vilayetimizden gerekse yurt içindeki hemşerilerimizin “Dürüst-Tarafsız-Doğru-Güvenilir” habercilik anlayışımız ile takdirini toplamıştı.
Bu yayınımıza sektörel değişim nedeni ile bir süre sonra son vermiştik.
Ancak “İslâhiye Sevdamız” yüreğimizde hiç bitmedi.
Ankara temaslarımız ve alınan deste noktasında siz değerli hemşerilerimizin dün olduğu gibi bugünde teveccühleri ile yeniden “Dürüst-Tarafsız-Doğru-Güvenilir” habercilik anlayışımızı bir kez daha deklere ederek yeniden sahada ve yanınızda sizlerle birlikte olacağız.
HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN
Bizi bir Ramazan Ayına daha kavuşturan Rabbimize Hamd-u Senalar olsun.
Ramazan Ayı, mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim’in ilk ve son ayetlerinin yeryüzüne nazil olduğu içerisinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gece’sini barındıran kutlu bir aydır.
Bu mübarek ay dünyanın meşakkatinden yorulan ruhlarımıza bir teskin gönüllerimize de huzur vermek, Allah’a olan kulluğumuzu ve kulluk şuuruna göre dizayn etmek zorunda olduğumuz, yaşantımızı yeniden gözden geçirmek tabiri yerinde ise bir Check-Up yapmak için büyük bir fırsattır.
Bu ayda Rabbimize olan kulluk şuurumuzu yeniden gözden geçirmek, bu şuurun yaşantımıza ne ölçüde etki ettiğine bakmak durumunda olduğumuz bir aydır Ramazan. Bu ay da tutulan oruç ile Rezzak ismi ile rızkın ancak ve ancak yaratıcı tarafından verildiği şuurunun anlaşıldığı bir aydır Ramazan.
Küçük bir dünyalık için bile olmaz davranış içerisine girildiği düşünüldüğünde Kul’a Kul olmamanın rızkı verenin, gönderenin gerçek sahibinin Allah (C.C.) olduğu bilincine varılması gereken bir aydır Ramazan.
Depremi yaşamış bir toplum olarak önceki Ramazan da yakalayamadığımız fırsatı bu Ramazan da yakalamalıyız.
Rabb’im bu Mübarek Ramazan Ayı’nın mağfireti hürmetine bu Millete bir daha böyle bir afet yaşatmasın İnşaAllah.
DEVLET ADAMI DERSİ
Ülkemiz atlattığı birçok badirelerden sonra tüm dinamikleri ile sorunların üstesinden gelmek için yeni projeler ile halkımızın hizmetine kaldığı yerden hızla devam ediyor.
Haber Sitemizin yayın hayatına başlaması ile birlikte kaleme alacağımız yoğun konular arasında öncelikli ve oldukça önemli gördüğüm bir konuyu kamuoyunun dikkatine sunmak istedim.
İslâhiye Kaymakamı Sayın Mehmet Soylu’nun Personele hitaben yaptığı “Devlet adamlığı” konuşması bence her Kaymakamın göreve gelir gelmez yapması gereken bir konuşma.
Sayın Kaymakamımız genç, dinamik biri. Makamında vatandaşı dinlediği gibi Köylüyü evinde ziyaret edip orada dinliyor.
Ben şahsen kendisinin iyi niyetinden şüphe duymuyorum. Onun için de Sayın Kaymakamımızın “Personele Devlet adamı dersi” videosunu sitemizde tüm vatandaşlarımızın görmesi ve tahlil etmesi adına yer verdik.
İstanbul da Ulusal Basında Bab-ı Alide görev yapmış, yerel TV lerde Siyaset özel Muhabirliği yaparak siyaseti yakından takip etmiş hatta Kendi Dergisini çıkartarak Memleket meselelerini Ankara da gündeme getirmiş mesleğe yıllarını vermiş milliyetçi bir Gazeteci olarak gözlemlediğim şu hususu da ifade etmekte Vatan-Millet adına büyük yarar görmekteyim;
Personele verilen Devlet Adamlığı imajına vatandaş düşüncesinde leke gelmemesi için özellikle;
Vatandaşın sorunları ve talepleri ile ilgili birimlerin sıkı bir denetim markajına alınması gerektiğini düşünmekteyim.
“Yayındayız …” başlığımızda da dediğimiz gibi;
Başta Depremin ilçemizde açtığı yaralar olmak üzere sorunların çözümünde Basın olarak üzerimize düşeni yaparak Devlet-Millet el ele inşaAllah bu sorunların üstesinden geleceğiz.
Yeni bir yazımızda buluşmak üzere Allah’a Emanet olun
ACABA BİNDİĞİMİZ DALI MI KESİYORUZ?
Vatandaşlarımızdan Deprem sonrası hep duyduğumuz bazı cümleler şöyle,
“Depremden sonra İnsanlık kalmadı.”
“Millet daha da beter daha acımasız oldu.”
“İnsanlar menfaatine odaklandı.”
“Menfaat uğruna her değer kolayca harcanır oldu.”
Fazlasını söylemeye bence gerek yok! Bu kadarı bile beynimizde şok etkisi yaptı.
Sahi Depremde binaların altında kalan bedenler değil de aslında İnsanlığımız mıydı?
Dünya da Mazlumun sesi olarak bilinirken kendimize cellat mı olduk?
Menfaatlerimiz İnsanlığımızın önüne mi geçti?
Depremde bir çoğumuz eşini, dostunu akrabasını kaybetti. Acı tarif bile edilemedi.
Peki ne oldu da bizler kaybettiklerimizin acısının üzerine acımasızlığı, menfaati koyabildik?
Tabii bu cümlemi yaşanan bu acılara rağmen İnsanlığını muhafaza edebilmiş vatandaşlarımız için söylemiyorum. Onlar başımızın tacı.
Farkında mıyız? Üç kuruş menfaat için kaybettiğimiz İnsanlığımız Milli Birliğimizi yaralıyor. İnsanların birbirine güveni kalmıyor. Bugün başkasına yaptığınız şey yarın sizin başınıza geliyor.
Bana ne gemisini kurtaran kaptan felsefesi bizim kıyametimiz oluyor.
Kendimizi düşünmüyorsak bari yarın bu toplum içerisinde yaşayacak olan çocuklarımız düşünmemiz gerekmez mi?
Hani onlar için her şeyin en iyisi için çabalayıp dururken bu önemli ayrıntı tüm hesaplarımız bozmayacak mı?
Güvensiz, birbiri arkasından kuyu kazan, menfaat odaklı, acımasız bir toplumda büyüyecek çocuklarımız.
Hiç kimse demesin benim çocuğum özel kolej de okur, babasının parası var bir şey olmaz diye
Sonuçta tırnağı taşa değmesin dediğiniz o çocuğa acımasız bir dünya bırakmış olmayacak mısınız?
Rahmetli Cem Karaca’nın dediği gibi “Binmişiz bir alamete, gidiyoruz Kıyamete”
Bu Mübarek Ramazan Ayı’nı Toplumsal Birlik ve Beraberliğimizin tesisi için bir fırsat bilmeliyiz.
Yeni bir yazıda buluşmak üzere Allah’a Emanet Olun.